 |

26 Aralık 2007 Çarşamba | Levent OZLER
Türkiye Tasarım Söyleminde "Yüksek Sanat Olarak Tasarım"
Türkiye tasarım gündemindeki "sanat nesnesi olarak tasarım" tartışmasında (bkz.*) sanatın 1940'lardan beri Batı'da nesneden koparak onu reddettiği gözden kaçmaktadır.
2003'de CNNTürk'te yayınlanan Design 360 programında tasarımcı İnci Mutlu tasarımın yakın gelecekte sanat nesnesinin yerini alacağını söyledi. Bu yüklü ilişkilendirmenin altı ülkemiz tasarım çevresine henüz yabancı olan kavramlar açıklanarak incelenmelidir. İktisada sıkıca bağlı olan tasarım, sanatın yukarıda örneklerinden bahsedildiği üzere taşıdığı birbirine geçişmiş politik, sosyolojik, biçimsel, tarihsel ve varoluşsal söylemler yükünün altına girebilir mi? "Yüksek sanat nesnesi olarak tasarım" söylemi nesnenin yok olmasıyla ticari galerilerin pazar kaybetmesiyle eş zamanlı olarak tasarımın pazar bulmasıyla ilişkilendirilebilir mi?
Sanat Nesnesinin Yok Oluşu Lippard'ın yazdığı "Six Years: The Dematerialization of the Art Object" (1973) yayınlandığında sanatçılara "sanat nesnesi" üretiminin kavramsal paradigmalarla ikamesinin politik gücünü göstererek esin kaynağı olmuştu. Modern sanatta ise Marcel Duchamp ile 1940'larda başlayan nesneden kopuş; "maddesizleşme" (dematerialization) süreci 68 hareketiyle de güçlendi. "Sanat nesnesi"nin güncel sanatta yok olmaya başlamasının beylik örneği 1960'da Fransız sanatçı Yves Klein'ın "architecture of air" adını verdiği bir kavramı bulduğunu ve kendisinin havaya biçim veren bir mimar olduğunu duyurmasıdır. Sergilenmesi mümkün değildi ama dilden dile geçerek yaşadı. Nesnesizdi. Lippard'ın kitabını 90'larda Jorge Frascara'nın "The Dematerialization of Design" isimli makalesi takip eder. Manifesto formatındaki bu makalede Frascara, Ezio Manzini ile kavramca ve zamansal paralellikte tasarımın odağının salt nesnelerden uzaklaşıp insanlara kayması gerektiğini; tasarımın görevini yerine getirmesi için obje tasarlamak yerine olay (event) ve hizmet (service) tasarlamasını önerdi. Bu verilere dayanarak 1940'lardan itibaren sanat nesnesinin hızla yok olarak yerini kavramsalcılığa bıraktığı; 90'lardan itibaren de tasarımın benzer düşünceyle fakat farklı metodlarla aynı sürece girdiği söylenebilir.
 "Leap into the Void", Yves Klein boşluğa atlarken, 1962
Yüksek Sanatın Yıkılışı Sanat nesnesinin yok oluşunda kırılma Duchamp'ın sanatı nesnesinden koparıp denklemvari bir söyleme dönüştürmesidir. Endüstriyel ve vasıfsız bir ürün olan Duchamp tarafından seçilen ve R.Mutt ismiyle imzalanarak sergiye yollanan herhangi bir pisuarlıktan sanat işi haline gelen pisuar nesnesinin kendisi kaybolmuş ve geriye sadece siyah beyaz bir fotoğrafı kaldı. Ama o fotoğraf bir nesne temsilinden de öteye giderek çoğaltılarak ve kart postallara basılarak maddesizleşme sürecinden geçip tekrar maddeleşip, metalaşıp, tasarıma eklendi. Duchampla beraber Dada, Fluxus, Arte Povera gibi akımlar tarihte "yüksek sanat"a ve merkezi güç odağına karşı varoluş mücadelesi verdiler. Postmodernitenin de öncülü olan sezgilerle hareket eden "çağdaş ustalar" 1940lar'dan beri "yüksek sanat"ı ve tekil iradeyi kırmak için uğraştılar. Bugünün sanat formları olan enstelasyonlar, performanslar, müdaheleler; kaide üzerine koyulan "nesnenin" yıkılması sonucudur. Çağdaş Türk sanatı, galerilerden öte Hafriyat, Oda Projesi, Apartman Projesi, Karşı Sanat gibi alternatif oluşumlarla sokak aralarındadır.
 "Fountain", Marcel Duchamp, 1917
"Yüksek sanat olarak tasarım" söyleminde teknik terimlerin doğru ve açık kullanılması önemlidir. Tasarım nesnesinin sanat nesnesinin yerini alması tasarımın "sanat" olmasından çok " heykel" olmasına daha yakındır. " Resim", "heykel", "eser" gibi kavramlar da yok olmuş ve yerlerini "proje" ve "iş" terimleri almıştır. Tasarımcılar olarak " lamba" yerine " aydınlatma" dememiz ile sanat nesnesinin yok oluşuyla sanat üretimine "iş" denmesi paraleldir. Bugün Türkiye tasarım söyleminde sanat potansiyeli olduğu söylenen tasarım çalışmaları incelendiğinde tasarım "heykel"leşiyorsa eğer, sanat tarihi sürecinden bakıldığında bunun avangard heykel ya da "çağdaş tasarım" olmadığı; 1960'ların modernist heykeli olduğu görülür.
"Çağdaş" ve "modern" kavramları da sanatta keskin çizgilerle tanımlanır. Kant'a göre "Modern", kendini kendi diliyle eleştirir. Modern (renge, dokuya, forma) yöntemine dönüktür. Biçimcidir. Çağdaş ise sorunludur. Meselesi vardır. Eserler satılır. İşler zor satılır. Çağdaş içerikçe güncel ile ilgilenirken modern yöntemine içkindir. Bu açıklamalara ve yaptıkları işlere dayanarak 1998 yılında kurulan mentalKlinik'in çağdaş sanatla tasarım arasında bilinçli bir sentez üreten ilk Türk kolektifi olduğu söylenebilir. Bununla birlikte 90lar'da Tanju Özelgin, Ali Bakova ve Ela Cindoruk tarafından üretilmiş az sayıda kimi tasarımların yüzleri sezgisel veya bilinçli olarak yukarıdaki çerçevenin çağdaş sanat kısmına daha bir dönüktür.
Batı Sanatında Tasarım Fonksiyonun gündelik hayatı etkileme gücünden de ötürü Konstrüktivistler ve Bauhaus da sanat ve tasarımı birleştirerek sanatlar birlikteliğine (gesamtkunstwerk) ulaşma ve de yeni bir insan tipi tanımlama isteğinden söz edilebilir. Birbirini izleyen dünya savaşlarıyla beraber 1960lar'da minimalizm ve kavramsalcılık yalın ve suskun, kimi zaman da (özellikle ABD'de) tüketim toplumunun gelişinin öngörücüleridir. Alexander Calder, Anthony Caro, Eva Hesse, Richard Serra, Donald Judd, Robert Smithson genellikle büyük boyutlu ve kimi zaman da mühendislik bilgisi gerektiren işler yaptılar.
 "Accession III", Eva Hesse, 1969
 "Untitled", Donald Judd, 1968
Tasarımın çağdaş sanatta baskın şekilde kullanıldığı işlerden bir tanesi Barbara Kruger'ın text kullanarak billboardlara yerleştiği tüketim toplumu eleştiren işlerdir. Dönemdaşı Jenny Holzer; günümüz sanatından Andrea Zittel ve genç nesilden iç mimarlik eğitimli Haluk Akakçe grafik tasarımı, endüstiyel tasarımı ve mimarlığı 1980ler'den itibaren metodlarıyla beraber kullandılar.
Bugün ise pazarlama noktasında sayılı adette üretilen tasarım, farklı bir dünyadan gelse de koleksiyonerlerce bir yatırım nesnesi olarak toplanarak sanatın pazarlama doğasını sahiplenmiştir. Şubat 2007'de, en politik ve sıradışı sanatçıları temsil etmekle ünlenmiş Gagosian New York, Marc Newson'ın kişisel sergisini sundu ve Newson'ın nikel sörf tahtasını 75,000 avroya satmıştır.
 "Untitled (We don't need another hero)", Barbara Kruger, 1987
Önce Sanat Tasarımı Keşfetti Bir çoğu Türkiye'de 1980ler'de postmodernite etrafinda dolanan ilk sanat eserleri olan çalışmalarda tasarımın, Türk çağdaş sanatına doğal bir süreçle sızdığı söylenebilir. Tasarımı pazarlama yöntemi olarak sanat çevresine itmekten farklı bir şekilde 1980'lerde başlayan ,incelmiş ve neredeyse şeffaf bir disiplinlerarası kaynaşmadan söz edilebilir. Bu kaynaşma tasarımın kural ve kuramlarının sanata gömülmesiyle ya da tüketim toplumunun körükleyicisi olmaktan ötürü açıkça eleştirilmesiyle oldu. Bu özgür, organizasyonsuz, bireysel ve eleştirel bir sızmadır. En önemli işlerini 90lar'da veren Candeğer Furtun, 1970ler'de Rochester'da (ABD) Bauhaus'dan Frans Wildenhein ile çalışmıştır. Benzer şekilde Türkiye'nin ilk avant-garde sanatçılarından olan Füsun Onur'un erken heykelleri salt geometrik form denemeleridir. Sanatçı zaman içinde endüstriyel nesneleri "Eski Mobilyaların Düşü"nde olduğu gibi kimi zaman manipüle ederek çoğu zaman da "Opus II Fantasia"da ready-made olarak kullandı. Yine aynı dönemde Seyhun Topuz minimal ve geometrik heykeller yapmaya başladı. Osman Dinç ise demir ile genellikle büyük boyutlarda ve birbirinin aynısı biçimler (ama seri üretilmeyen) yaparken hiperrealist Nur Koçak tüketim toplumuna ve nesnenin sadece bir temsil olması sorununa bakan ilk sanatçılardandır. Koçak, 80ler'de "Fetiş Nesneler/Nesne Kadınlar" (1974-1987) ismiyle kadın iç çamaşırları, makyaj malzemeleri satan vitrinlerin fotogerçekçi resimlerini yaptı. Gülsün Karamustafa ise kitsch kavramını kullanarak göçle oluşan sorunlarla ilgilendi. 1985'te "Dayanıklı Tüketim Malları" isimli sergisinde Erdağ Aksel yaptığı beyaz eşyaların tuval resimleriyle bir yerleştirme sundu. Sanatçı bu nesneleri seri üretilmiş, kişiliksiz varlıklar olarak niteledi.
Sezer Tansuğ, sadece tasarımın sanata değil de sanatın tasarıma yakınlaşmasını sezmişti: "...Devlet Güzel Sanatlar akademisinde ise, resim ve heykel eğitimi tarihsel sanat iradesi ve sürekliliğinin* bilincinden yoksun olarak kendini yenileyemediği için , kolaylıkla bir fakülte standardına indirgeniverdi ve bununla birlikte yoğunlaşan avangardlık kompleksleri ile grafikerler arasındaki işbirliği de dikkat çekici bir mahiyet kazandı."
 "Diyalog", Osman Dinç, 1986
 "Eski Mobilyaların Düşü", Füsun Onur, 1982
 "Doğal Harikalar ya da Fetiş Nesneler III", Nur Koçak, 1978
 "Dayanıklı Tüketim Malları", Erdağ Aksel, 1985
 "Elvisli Seccade", Gülsün Karamustafa, 1986
Tasarım Duchampienleşirse Icon dergisinin Ekim 2007 sayısında Gökhan Karakuş'un yazısında geçen "yüksek sanat olarak tasarım" ifadesine yukarıda getirilen eleştirilerle beraber Karakuş'un bu dönüşümle tasarımın "tartışılmaya" başlandığını söylemesi bir kırılma noktası potansiyeli taşıması açısından önemlidir. Duchamp'ın nesne üzerinden ve nesneyi yok ederek büyük bir tartışma başlatmasını Thierry de Vue nesnenin "ostensive" (maddesel) paradigmadan "discursive" (söylemsel) paradigmaya çevrilmesi, dolayısıyla biçimsel varlığından soyutlanması olarak analiz etmiştir. Karakuş'un düşüncesiyle tasarım nesnesine sanat nesnesi olarak yaklaşılması tasarımı Türkiye'de fazlaca eksikliği hissedilen söylemsel paradigmaya yakınlaştırıp, çevirip, yok etme amacını mı gözlemlemiştir? Bu ancak umut edilebilecek bir dönüşümdür.
Çiğdem KAYA icon, Aralık 2007
KAYNAKLAR Clarck T, Sanat ve Propaganda: Kitle Kültürü Çağında Politik İmge, Ayrıntı Yayınları, İstanbul Çalıkoğlu L, "Çağdaş Sanat Konuşmaları 2, Çağdaş Sanatta Sivil Oluşumlar ve İnisiyatifler", YKY, 2007, İstanbul De Duve, Thierry, "Echoes of the Readymade: Critique of Pure Modernism" , Burskirk M ve Nixon M (ed) (içinde) "The Duchamp Effect", MIT Press, 1999, ABD Erdemci. Fulya, Pişmanlıklar, Hayaller, Değişen Gökler, Atelye Alaturka, 2001. Frame Magazine, October 2007 Greenberg, C. "After Abstract Expressionism" 1962 Harrison C ve Wood P (ed) ,"Art in Theory: An Anthology of Changing Ideas", Blackwell Publishing, 2003, ABD Karakuş G. "Türkiye Tasarım Sahnesinde Neler Oluyor?" ,(içinde), Icon, sayı 10, Ekim 2007, İstanbul Kaya Ç. "Candeğer Furtun", (içinde) Türkiye'de 1980lerde Çağdaş Sanat: Yeni Açılımlar" (ed: Duben İ, Yıldız E.), Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2007, İstanbul Klein Y, "The Evolution of Art Towards the Immaterial", 1959, (içinde) Harrison C ve Wood P,(ed)"Art in Theory: An Anthology of Changing Ideas", Blackwell Publishing, 2003, ABD Lippard L, "Six Years: The Dematerialization of the Art Object from 1966 to 1972",University of California Press, 1992, ABD Özgür D, '"Barbarlar Sofra Başında!', (içinde), XXI, sayı 60, Ekim 2007, İstanbul Tansuğ S, "Gelenek Işığında Çağdaş Sanat", İz Yayıncılık, 1997. Weitemeier H, "Yves Klein 1928-1962 International Klein Blue", Taschen, 2001, Almanya
* Karakuş G. "Türkiye Tasarım Sahnesinde Neler Oluyor?" Icon, sayı 10, Özgür D. "Barbarlar Sofra Başında" Barbarlar Sofrası adına Sedef Haydaroğlu ile röportaj, XXI, sayı 60, Hadi T. İnci Mutlu ile söyleşi, Design360, 2003)
|
 |
|