 |

20 Eylül 2005 Salı | Elif Sungur
Panel: Türk Tasarımının Önlenemez Yükselişi
Aysun Hürol moderatörlüğünde yapılan, Şadi Burat, Özlem Yalım, Kerem Güvenç, Eray Makal, Gamze Güven, Tevfik Balcıoğlu ve Doğan Hasol'un katıldığı panelde Türk tasarımının kimliği, gelecekte tasarımcıları neler beklediği gibi konular tartışıldı.

Vitra Genel Müdürü Şadi Burat, İstanbul Tasarım Haftasının geçmişteki organizasyonlara göre daha çok ses getirdiğini, küçük işletmelerin böyle toplantılara gelmesini sağlamak için atılımlarda bulunmak getirdiğinden sözederek oturumun ilk konuşmacısı oldu. Dünya'da rekabetin günden güne, Çin, Hindistan gibi ülkelerin de gitgide pazarda yerlerini büyütmeleri sonucunda sanayicinin gücünü korumakta zorluk çektiğini; 80lerde stratejinin ön plana çıktığını, stratejiler geliştirerek buna çözüm arandığını, 90larda toplam kalite kavramıyla, günümüzde ise tasarım ile firmaların pazarda ayakta durmaya çalıştıklarından bahsetti. Tasarımın erken farkına varan Hollanda gibi ülkelerin uluslararası pazarda çok önde olduklarını, Türkiye'nin bu konuyu atlamaması ümidinde olduğunu belirtti. Şadi Burat'ın değindiği bir diğer konu ise tasarımın teknoloji ile olan bağının atlandığı, tasarımın aslında sırf estetik bir olgu olmadığı oldu. Teknolojinin insanları ürküttüğünü, tasarımla içiçe olması gerektiğini vurguladı.

T-Design'ın tasarımcılarından Kerem Güvenç, aynı konuda, Türkiye'nin treni kaçırdığı görüşünü belirtti. Tasarımcının misyonunu tespit edip buna göre hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Tasarımcı Eray Makal "Türk tasarımı diye birşey yok", "Algısal yeterliliği olmayan ülkelerin tasarımdaki yerinden konuşulamaz" diyerek tasarımın farklı ele alınması gerektiğini söyledi. Danimarka Bilim, Teknoloji ve Tasarım Bakanlığı'nın hazırlamış olduğu tasarımcıya öğütler metninden alıntılar yaptı.

Tasarımcı Gamze Güven ise İzmir'de kimsenin farkında olmadığı bir tasarım merkezi bulunduğunu, bunun sektördeki bilgi paylaşımının ne kadar az olduğunu gösterdiğini söyleyerek başladığı konuşmasında, KOBİ'lerin önemini ve KOBİ'ler ile endüstri ürünleri tasarımcılarının acil ilişkiye girmesi gerektiğini vurguladı. Eray Makal'ın aksine, bir Türk tasarım kimliğinin bulunduğunu belirten tasarımcı, "Türk tasarımını dünyaya satma misyonumuz olmalı" dedi ve 2005-2007 döneminin Türk tasarımı için kimlik keşfi ve örgütlenme dönemi olması gerektiğini belirtti.
Panele tasarımcı olarak katılan Özlem Yalım, devlet politikalarının tasarımın gelişiminde önem teşkil ettiğini, kurumsal üyelik ve devlet desteği gerektiğini söyledi.
Yapı Endüstri Merkezi kurucularından Doğan Hasol, konuşmasına, Akademi dergisinde yayınlanmış olan bir yazısından alıntılar yaparak günümüz hayatının gereklerine uyulması gerektiğini, endüstri tasarımının makinayi estetize etmek değil makinayla tasarımı içiçe sokmak olduğunu vurguladı.
Tasarımcı Tevfik Balcıoğlu, Türk tasarımı diye bir kavramın gerekli olmadığını, önemli olanın bir kimlik tespiti olduğunu ve bu kimlik tespitinin mutlaka milli bir kavram olması gerekmediğini belirterek, yavaş yavaş ulusal kimliklerin ortadan kalktığını, etnik, bölgesel ya da bireysel, özgün kimlikler oluşturulması gerektiğini belirtti. Bir tasarım bilgi bankasına ihtiyaç bulunduğunu da sözlerine ekledi.
Aslında programda yer almamasına karşın söz verilen TİM Bilgi Ekonomisi Danışmanı Özgür Uçkan tasarım konusunun ticari açıdan da çok önemli olduğunu, tasarımcıların sırf endüstri ürünleri tasarımıyla sınırlı olmadığını, sektörün kendi gücünün farkında olmadığını, birleşerek çok büyük bir güç sahibi olacaklarını belirtti.
Panelde varılan nokta, herkesçe bilinen bir Türk tasarım merkezinin kurulmasının gerekliliği ve tasarım kimliğinin oluşturulması gerektiği oldu.
|
 |
|