
29 Eylül 2005 Perşembe | Levent OZLER
Fügen Yavuz Hipnoz ile İDW 2005'de

Gelecek deriz hep. Geleceği konuşur, gelecek güzel günleri, insanları, kentleri, ilişkileri bekleriz hep ama hep, bekleriz. Ya da hiç önem vermeyiz geleceğe. Geleceğe dönüp bakmak bugünün iyiliğini tatmak içindir. Gelecek gelse de olacaktır gelmese de.
Oysa geçmişe baktıkça gelişen, oluşan geçmişi görmeyi düşünmeyiz bile. Orası bilinçaltıdır, orası bekleyen bir bombadır. Oraya anılarımızı, eşyalarımızı, en sevdiklerimizi, en sevmediklerimizi atarız. Birikirler. Kendi attıklarımızdan kendimizi, kültürümüzü okuruz. Toprak altındaki kentler gibi, bilinç altındaki anılar gibi, su altındaki tasarımlar gibi. Neler atılmıştır buralara? Neler kullanılmış neler fuzuli olmuş?
Kalıntıları okuruz bir dil gibi. Onun ayrı bir dili vardır ve bu dil sadece konuşabilenlere açıktır. Okuruz dinleriz okuruz dinleriz okuruz....
Okudukça görürüz önümüzü, dünyayı, evrenimizi.
Anlarız geleceğimiz...
Ve ses veririz sesine tasarımlarımızın.. Müdahale ile gelişir ses "gürültünün ahengi". Müdahale olmadan, geçmişin sesi kalır elimizde Geleceği yaratan/gösteren bu seslerdir Geriye kalan ise geçmiş...
Müzikteki sesler - tasarımla geçmişi okumak- sesimiz
Aslında makyajlanan esas gücünü bulacak. Gerçek gücü ile aşağıda yatar. Kendini keşfedecek birini arar. Hangimiz aramayız? Üstünüzde dolaşırlar, sizin nerenizi alabileceklerini sorgularlar ve sizde kendilerini güzel göstermenin yollarını ararlar. Karanlıklarda (ışık) sularınızda, yapınızda/construction kendilerine alanlar görürler yalnızca. Sizi ne kadar duyarlar, görürler ve duyarlar? Oysaki siz saklandığınız o alanda görülmekten korkarak ve içten içe sahnede olmak isteyerek tepeye bakarsınız. Tepede ışık vardır, tepede gökyüzü ve yükseklik. Tepede olanlar ....... Tasarımdan artakalan nedir? Geçmişen bugüne kalan? Hepsi denizin altında sürüklenir suda. Bizden artakalan?? kültürlerimizi yansıtan kullanım objeleri. Artakalan ise?
Tam üstündeyiz...
Fügen Yavuz
 Fügen Yavuz





|