
14 Aralık 2004 Salı | Levent OZLER
Ali Taran: Başarının Sırrı Tanımak
Ali Taran, 'Markalaşmak için insanları tanımak ve sizi nasıl tanımalarını istiyorsanız o yönde konuşmak gerek. Bu da araştırmakla olmaz' dedi
ATCW (Ali Taran Creative Workshop) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Taran, Türk insanını tanıdığını, bu nedenle başarılı olduğunu söyledi. ATCW Başkanı Taran, Marka 2004 Konferansı'nda doğru iletişim ve markalaşmak için insanlarla nasıl konuşması gerektiğini bilmenin en önemli nokta olduğunu belirtti. Bu doğrultuda konuşulacak ya da inandırılacak bir durum olmadığında konuşmamak ve hatta reklam vermemek gerektiğine dikkat çeken Taran, Marka 2004 Konferansı'nda 'Reklam mı markadan doğar, marka mı reklamdan' konulu sunumda "Sizi nasıl tanımalarını istiyorsanız, bunun için nasıl konuşulması gerektiğini bilmeniz gerekiyor" dedi.
Markalaşmak sürecinde nasıl konuşacağını bilmek ve öğrenmek için okumanın, film seyretmenin ya da araştırmalar yaptırmanın doğru olduğuna inanmadığını vurgulayan ATCW Başkanı Ali Taran, marka için en önemli noktanın hedef kitlenin tanınması olduğunu söyledi. Konuşmasının devamında her bilginin doğru olmadığına dikkat çeken Taran, konuya örnek olarak bir dönem fındık üreticileri birliği için yaptığı 'Aganigi' konulu reklam filmini örnek gösterdi.
Taran, 'Aganigi kelimesinin yaptığı çağrışımlar nedeniyle reklam kampanyası hakkında olumsuz yazılar çıktığını, ancak fındık satışlarınının yüzde 30 artmasının bu bunun aksini gösterdiğini belirtti. Başarı için "İnsanlarla ve kimlerle konuştuğunu bileceksin" diyen Taran, "Bunu bildiğiniz zaman markada başarılı olursunuz" diye konuştu.
Bu yüzden Mavi Jeans için yaptığı 'Çok Oluyoruz' reklam filmini örnek gösteren Ali Taran, örnek sonrası şu açıklamada bulundu: "Pis milletiz. Bizim kadar insanına ve olaylara küfreden bir millet yoktur. Biz birbirimizi iyi tanır ve bunun böyle olduğunu çok iyi biliriz. Avrupaya gidip gelince bunu çok daha fazla söyleriz. Ama birisi bize pis olduğumuz söylediğinde kızıp bozuluruz. Biz bunu bildiğimiz için Mavi Jeans'da en fazla aşağılandığımızı hissettiğimiz ülke ve şehir olan Amerika ve New York'u kullandık. Böylece kompleksimizi bizim de sizden iyi olduğumuz noktalar var, mesajı ile yücelttik."
Reklamverene uyarı Taran, şöyle devam etti: "Biz bir şeyin mahkûmu olmayız. Bizim neye inandığımız önemli. Siz kendi ürününüze âşık olabilirsiniz. Ürününüzün nasıl bir marka olması gerektiğini ve bunun için de hangi yolu izlemeniz gerektiğini de çok iyi bilebilirsiniz. Ama onun nasıl markalaştırılacağını bilemezsiniz. Reklamcı da bunu bilir. Örneğin, Türkleri fincanla sütlü çay içmeye alıştıramazsın. Bunun için 10-20 yıl çalışırsan belki başarılı olursun. Örneğin, benim çocukluğumda şampuan kadın kozmetik ürünü olarak algılanırdı ve o yüzden erkekler tarafından asla kullanılmazdı.
Bu yüzden sabunla yıkanırdık. Bugün her şey değişti. İnsanları tanımadan reklam vermemek bunun için çok önemli. Eğer reklamverenler, sizden iyi tanıdıklarını iddia ediyorsa size onlara yardımcı olmak kalır."
Kadınlar tüketimi yönlendiriyor Yürekli Eğitim ve Danışmanlık tarafından 1000'in üzerinde katılımla bu yıl beşincisi düzenlenen dünyanın en büyük Marka zirvesi Marka 2004'de Fransız marka ve tasarımcı Sophie Romet, 'yeni avrupalı kadına markanızı tercih ettirmenin yolları üzerine' bir konuşma yaptı.
Avrupalı kadınların artık ekonomik ve sosyal hayatta başarılı olmak için erkekleşmenin ötesine geçip bağımsız ama feminen özelliklerini ortaya çıkardıklarını anlatan Romet, "Markalar kadınlarla tasarıma dayanan daha iyi iletişim kurmak zorundalar. Kadınların yüzde 87'si gündelik ihtiyaçların dışında kendiyle vakit geçirmek, haz almak için tüketim yapıyor.
Evdeki harcamaların yüzde 70'ini kadınlar yapıyor. Kadınlar çok şeyi arzuluyor. Topluma egemenler. Masallara bile inanırız ama mantıklı gerekçeler duymak isteriz. Avrupalı kadınlar iyi yaşamak ve haz istiyor" dedi.
Kaynak : Radikal
|