 |

4 Ocak 2007 Perşembe | Levent OZLER
İçmimarlık Tescillenecek: İstanbul Şube Başkanı Adil Öngel

Konut sektörü son yıllarda hızını alamadan ilerlemeye devam ederken içmimari de bazı değişimlere sahne olacak gibi görünüyor. Herkes içmimarlık yapıyor..Yetkin olmayan ellerden çıkan içmimari tasarımlar konutlara zarar verebiliyor, beraberinde deprem bölgesi olan ülkemizde bilinçsiz yapılan tadilatlar can ve mal güvenliğine zarar verebiliyor. İçmimarlar Odası İstanbul Şubesi Başkanı Adil Öngel, 2007 sonrasında yasalaşması beklenen yetkinlik yasasının, bilinçsiz mimariden oluşan sorunların önüne geçilmesinde etken olacağını söylüyor
İçmimarlar Odası İstanbul Şube Başkanı olarak sizce 2006 yılı içmimarlar açısından nasıl geçti? Çevremden, üyelerimden ve piyasa koşullarından edindiğim izlenimlere göre 2006 yılı içmimari açısından kötü geçti. Hatta geçtiğimiz yıl içmimari için kara bir yıl oldu. Bunda tabi çok çeşitli faktörler var. İçmimarinin çalışma birliktelikleri içinde olan turizm, kuyumculuk tekstil, sektöründeki düşüş, içmimariye olumsuz yansıdı. 2006'da sadece geriye dönük sözleşmeleri olanlar, işlerini yürüttüler onun ötesinde bireysel iş yapan içmimarlar ciddi sıkıntılar çektiler. 2006'da bol bol teklif verip, çoğu iş alınamadı. Örneğin 2004 ve 2005'te yılda 15 şantiye yapan içmimar, 2006 yılında 4-5 şantiyede çalışma yapabildi. Ben de benzer şeyler yaşadım. İçmimarideki işlerin düşüşüşünde, içmimarinin lüks tüketim olarak bilinmesinin de etkisi olduğunu söyleyebilirim.
Alışveriş merkezleri, hızla yapılaşmaya devam eden konutlar içmimariyi nasıl etkiledi? İnşaatların hızlı artışına katılıyorum. Ancak bunlar genellikle lüks konut sınıfındaki artışlar. Lüks konutlar geçen yıl yüksek fiyatlara satıldı. Banka kredilerindeki düşüş sonucu da konutlara talep arttı. Aslında bu bence biraz da kaynağı belli olmayan paraların lüks tüketime kayması. Orta gelirlilerin bu tür konutları alabilmek için kredi almaları kolay değil. Belki de daha önce taşıt kredilerinde yaşandığı gibi ileride insanlar, bu kredileri ödemeyecek. Sadece İstanbul'da değil Anadolu'ya da bakıldığında uçurumlar görülüyor. Örneğin İstanbul'da 500 bin dolara satılan dairenin, aynı nitelikte Eskişehir'de 25 bin YTL'ye bulmak mümkün oluyor. Alışveriş merkezlerinin de sayıları artıyor ama tekstil piyasasından edindiğim bilgilere göre kişilerin alışverişleri bunla doğru orantıda seyretmiyor. 5 liraya kazakların bile satılamadığını duyuyoruz, fark ediyoruz. Gerek konutlar gerek alışveriş merkezlerine giren yabancı sermayenin ülkemize gelmesinin faydalı yönleri olduğunu düşünüyorum. Yabancı içmimar, farklı bir kültürün tasarımını da buraya getiriyor bizlerin de ufku açılıyor, bakış açısı değişiyor.
Peki sizce yabancı sermayeyle birlikte ülkemize gelen yabancı tasarımcıların sizce içmimarlarımıza yansıyan olumsuz yönleri var mı? Aslında çok da olumsuz yönleri olduğunu düşünmüyorum. Ancak Türkiye'de 2010 yılı bunu net belirlemede bir milat olacak. Bu tarihten sonra çıkacak olan "yetkinlik" yasası ile yetkin olmayan bir mimar tasarımcı hiçbir projeye imza atamayacak. Dolayısıyla yabancı tasarımlar ülkeye geldiğinde, belgesi olmayan içmimarlar, yabancıların alt kademesinde çalışan tekniker gibi olacak.Yabancı içmimarların en azından bir bölümü, yetkinlik belgesi olmayanların önünü kesmiş olacak Bir içmimarın yetkinlik belgesini almak için piyasada çalışması yeterli değil. İçmimarlar odasına kaydı gerekiyor. Söz konusu kaydın da en az 5 yıllık yapılmış olması lazım. Yetkinlik belgesi almanın bir diğer yolu da 2 yıllık yüksek lisans eğitimine sahip olmak. Yetkinlik belgesi almamış insanlar 2010 dan sonra içmimarlık yapamayacak.
İçmimarlar odasına üye olmanın ileride bir içmimarı avantajlı kılabileceğinden bahsettiniz. Odanın diğer faaliyetlerinden bahseder misiniz? İçmimarlar Odası İstanbul Şubesi başkanlığını 2 dönemdir yapıyorum. Daha önceki yönetimdekilerin ciddi çabaları var. Biz biraz daha tüccarca düşünerek odayı bir yere getirdik. Normalde odanın bu kadar az üyeyle bir yere gelmesi mümkün değildi ama biz bunu başardık. Türkiye'de 8 bin civarında içmimar var. Bunlardan 1500'ü içmimarlar odasına kayıtlı. 8 üniversite ile bağlantı halinde odanın önemini anlatmak için genel sekreterimiz Sema İşbiler bu konuda ciddi uğraşlar veriyor. Ona buradan teşekkür ediyorum. 2007 sonrasında az önce de dediğim gibi yetkinlik yönetmeliği çıktığında içmimarlardan başka kimse içmimarlık yapamayacak. Piyasada herkes içmimarlık yapıyor.Örneğin cam, emlak, boya, mobilya işi ile uğraşan herkes içmimarlık yapıyor. Bu hem ekonomiye hem de binalara çok ciddi zararlar veriyor. Deprem bölgesi olan İstanbul'da bazen, dekorasyon uğruna kolonlar kirişler tahrip ediliyor. Bir takım tadilatlar yapılmadan seramikler döşeniyor, kalorifer borularının üzerine evin alt yapısına ciddi zarar veren alçılar yapılıyor ve bunların düzeltilmesi ciddi maliyetler getiriyor. Bunun için yetkili içmimarlarla çalışmak gerekiyor.
Bir içmimarın odaya üye olması kendisi açısından neleri değiştiriyor? Odaya kayıtlı olan içmimarlar sektörden haberdar oluyorlar ve bütün etkinlikler e-mail, telefon yoluyla kendilerine ulaştırılıyor. Odanın tanıtım gezileri de oluyor. Bunlardan üye olmayanların haberleri olmuyor. Yeni yönetmelikle çıkacak büro tescil belgesi olmadan faaliyet yapılamayacak. Dolayısıyla da tüm içmimarların büro tescil belgesi alması gerekecek. Bir de proje tescil olayı var. Bir içmimarın projesini proje tescili yaptırması, kendisini direk olarak hak sahibi yapıyor. Böylece o projesinin çalınmasını başka yerde kullanılması önleyebiliyor. Proje tescil yapılması halinde içmimar hakkını kanuni yollardan sıkıntı çekmeden alabiliyor. Bunun dışında oda kitaplar, bültenler çıkartıyor. Oda üyesi olan içmimarların belirli yerlerde belirli hakları ve indirimleri oluyor. Pek çok içmimar hakkının ne olduğunu, neye imza atacağını bilmiyor. Bunlara ulaşmak ve öğrenmek ancak oda kanalıyla mümkün. Güçlü olmak için odadaki sayı fazla olmalı. Bugün piyasada iş yapanların 'yarından bana ne' dememesi lazım. Odaya destek olmak isteyen içmimarları davet ediyorum.
İçmimarlar Odası İstanbul Şubesi'nin toplumsal misyon duygusu ile gerçekleştirmiş olduğu çeşitli tasarım yarışmaları var. Bunları anlatır mısınız? Sosyal sorumluluk projesi olarak Bahçeşehir, Beykent, Maltepe Üniversiteler'inin de desteğiyle geçen yıl gerçekleştirdiğimiz "bedensel engelliler için" Türkiye'de bir ilk olan tasarım yarışması yurt içinden, yurt dışından çok ses getirdi. Yarışmaya sponsor olan ODDA firmasıyla ve proje paydaşı AYDER ile öğrenci kategorisinde birinci olan kişinin projesini hayata geçiriyoruz. İstanbul Kartaltepe Mahallesi'nde, tekerlekli sandalyeye bağlı, 11 yaşında bir çocuğumuzun odasını yapıyoruz. Bu tür çocuklarımıza hayır sever vatandaşlar tarafından yardım gelirse, bir çok engelli çocuğun odalarını yapabiliriz. Önümüzdeki günlerde toplumsal proje olarak yapacağız.
Oda başkanı olarak farklı tasarım yarışmalarında jüri üyeliği yapıyorsunuz değil mi aynı zamanda? Evet. Çeşitli yarışmalarda davet üzerine jüri üyeliği yapıyorum. Ofislerle ilgili tasarım yarışmaları düzenleniyor ancak bu tür yarışmalarda aday olan tasarımlar birbirinin hemen hemen aynı. Piyasadaki trendi takip etme duygusuyla bu tür yarışmalardan birbirine çok benzer projelerin çıkacağına inanıyorum. Burada kolaycılık duygusu öne çıkıyor. Bir de firmalar AR-GE birimlerine çok bütçeler vermiyor.
Yeni yıla dair sektörel ait beklentileriniz neler? Yaklaşan seçim dönemi, milletvekilleri seçimleri ekonomiyi ve bizleri çok ciddi yönde etkileyecektir. ülkenin yöneticileri pembe tablolar çizse de ben buna katılmıyorum. Ciddi bir geçim sıkıntısı var bence. Fuarlarda standlar azaldı. Bir çok firma önümüzdeki 2 yıl paralarını ödemiş olmalarına rağmen katılmayı düşünmüyorlar. Fuardan da bir gelecek görmüyorlar. Bu nedenle yeni seneyi içmimari açısından karanlık görüyorum.
Anıl Keskin
|
 |
|