 |

30 Aralık 2007 Pazar | Levent OZLER
Icon Türkiye'de Bir Yaşını Doldurdu
Bu ay icon dergisi, tasarıma, mimariye, modaya ve sanata yön veren icon sayfalarını yeniden değerlendirmek için bir seçki sunuyor. Önemli etkinlikleri, çağın yaratıcı kişiliklerini, yeniden inşa edilen kentleri, fikir ve malzemenin aykırı kullanımını; sorgulayıcı, düşündürücü, üretici tüm süreçleri yeniden hatırlamak için iyi bir fırsat.
Yeni bir alışveriş merkezi daha mı? İstanbul'da halen açılmış, açılmak üzere veya inşa edilen bir dizi alışveriş merkezi var. Dünyanın en eski alışveriş merkezlerinden Kapalıçarşı'ya ev sahipliği eden kentin kimliği bu tüketim hücumuyla değişmeye başlıyor. Gökhan Karakuş, İstanbul'da yükselen alışveriş merkezlerini mimarlık ve kentsel tasarım açısından masaya yatırıyor.
Avrupa Tasarım Yönetimi ödülü alanlar tasarımla nasıl farklılaştı? İnovasyon ve rekabeti güçlendirmeyi hedefleyen Avrupa Tasarım Yönetimi ilk yılında farklı ölçek ve kategorilerde dört Türk firmasını ödüllendirdi. Ocak sayısının konuğu olan T-box, Nurus, Demirden ve Tariş firmalarının ortak noktası, tasarım stratejisini tüm iş süreçlerine entegre etmiş olmaları.
Ayın ikonu Bilye ile çocukluğun gamsız ve güzel günlerine bir selam! Bilyenin tarihi neredeyse insanlık tarihi kadar eski. İster cam, ister kil, isterse mermer ve benzeri taşlardan yapılmış olsun bilyenin en eski evrensel oyuncaklardan biri olduğu, her kültürde ve her bölgede kendine göre isimler aldığı, farklı oyun kuralları hatta kendisine göre bir jargonu olduğunu, Şermin Alyanak'ın kaleminden okuyoruz.
Modernist mimarlığın "asi çocuğu" William Alsop, Benan Kapucu'ya anlattı. İngiliz mimar hiçbir manifestoya inanmıyor, o mimarlık üzerine ahkâm kesmenin küstahça olduğunu düşünenlerden. Romantik olduğu kadar akılcı, sorgulayıcı ve donkişotvari binalar üreten mimar, bu aykırı tavrına rağmen tutuculuğuyla bilinen İngiltere mimarlık platformuna en çok iş üretenlerden biri.
Konuk editör Peter Eisenman Michael Haneke'yi soru yağmuruna tutuyor.
Geçen yıl Rem Koolhaas'la Architectural Association'la yaptığı bir tartışmada Peter Eisenman, "Mimarlığı Michael Haneke'nin film yaptığı gibi yapmalıyız" diyordu. Bu saptamanın ardından icon, Eisenman'dan Avusturyalı sinema yönetmeniyle bir söyleşi yapmasını istedi.
SANAA'nın yeni müze binası üs üste kutular gibi görünüyor...1916'dan kalma eski bir yönetmelik, sokaklar ışık alabilsin diye Manhattan'ın kulelerini geriye çekiyor. Bu kural, iki yabancı eliyle doksan yıl sonra yıkıldı. SANAA'dan Kazuyo Sejima ve Ryue Nishizawa'nın tasarladığı New Museum of Contemporary Art'ı oluşturan kutularda gökdelenin dikey keskinliği yok -sanki bunları bir araya istifleyen koca bebek hepsini dikkatsizce yeniden yere atmış.
Doshi Levien tasarım ikilisinin işleri iki ayrı kültürü yansıtıyor. İskoçya doğumlu Jonathan Levien ile Hint kökenli Nipa Doshi'nin stüdyosu, Doğu Londra'da Asyalıların egemenliğindeki Brick Lane semtiyle Liverpool Sokağı'nın değınık ofisleri arasında bir yerde... Doshi, English Breakfast çayını Hint çaydanlığından dökerken konuşmaya başlıyor: "İşlerimizde şizofreni duygusu var -neredeyse iki ayrı kişilik görebilirsiniz onlarda. Ama benim içimde de şizofreni var."
Ayrıca...
*Doğal bir tasarım gerçeği olarak Prens Charles *Hela Jongerius'un Tokyo sergisi *Tasarım kenti Viyana *Az gelişmiş dünyanın çocukları için tasarlanan bilgisayar* Yeni bir girişim, Take Away
Yeni yılın ilk sayısı bayilerde...
|
 |
|