 |

Bir Yaz YazısıGeçtiğimiz Ağustos ayında, Gümüşlük'te bir kahvede oturuyordum. Sandalyelere gözüm ilişti.
Aklıma bir anım geldi. Yıllar önceydi, bir gün Peter Frank aradı. Sanırım 90'ların ortasındaydı, sanki 1995 - 96 yılları, ben İngiltere'deydim.
Peter Frank uzun yıllar Stuttgart Tasarım Merkezi'ni yönetmiş bir kişi. Emekli olduktan sonra sandalyeler üzerine çalışmaya ve kitap yazmak için bilgi toplamaya başlamış.
"Sana bir şey soracağım." dedi ve bir öykü anlattı. Arkadaşlarından biri o yıllarda İstanbul'u ziyaret etmiş.Yolu kahvehanelere düşmüş ve kahvehane sandalyelerini pek beğenmiş.
Sormuş, soruşturmuş, fiyatını öğrenmiş, üreticisini bulmuş, bir kamyon tutmuş ve bir kamyon dolusu sandalye alıp Almanya'ya götürmüş.
"Ne yapmış o sandalyelerle?" diye sorsam hemen herkes "Herhalde bir Türk kahvehanesi açmıştır." der. Doğal tabi, bu bizim düşünce tarzımız.
Fakat öyle olmamış, adam o sandalyeleri dostlarına yılbaşı hediyesi olarak dağıtmış.
Eh, ancak bir tasarımcıdan beklenen bir davranış, ne de olsa yılbaşı kartı atmaktan çok daha yaratıcı ve muhtemelen daha ucuz bir kutlama biçimi.
İşte o sandalyelerden bir tanesi de Peter'a nasip olmuş ve sandalyeyi pek sevmiş, kitabına almaya karar vermiş.
Bana da kahvehane sandalyelerinin tasarım sırrını ve o sırrın doğru olup olmadığını soruyor.
devamı: www.xxi.com.tr/?action=displayArt... (46)
Eylül 16, 2007 | 27,486 kere okundu
|
 |